Ancak bu başarıldığı zaman toplumsal gelişme ve ilerleme sağlanabilir, toplumsal değişim ve dönüşümün başarılması mümkün olur.
Egemen sınıflar, bu anlamda bir toplumsal değişim ve ilerlemeyi engelleyebilmek için dünyanın birçok yerinde eğitim olgusuna el atmış, kültürel zenginlikleri talan etmiş, “resmi dil”in dışında kalan dillerle eğitimi yasaklayarak, farklı dil ve kültürlere yönelik asimilasyon politikalarını hayata geçirmiştir
. Bunun altında yatan amaç ise ekonomik sömürü ve ulusal baskının gizlenmesi ve süreklileştirilmesi olmuştur.
Kürt Dili bugün dünyada 50 milyon dolayında insanın konuştuğu bir dildir.
Bu rakam bağımsız devlet olarak egemenliğini sürdüren 52 devletin toplam nüfusu kadardır.
Sayısal güç açısından ise Kürt Dili yeryüzündeki binlerce dilin içinde kırkıncı sıradadır.
Dil insan ve bitki gibi canlı bir varlıktır. Bu varlığın gıdasını bilim, teknoloji, edebiyat, ticaret, kitle iletişim araçları, sinema, tiyatro ve benzeri alanlardaki kullanımı oluşturmaktadır.
Yazılı bir dilin, bir dil topluluğunun yaşamına nüfuz etmesini ya da kurumlaşmasını dilsel etmenler değil sosyal ekonomik ve teknolojik gelişmeler belirlemektedir.
Osmanlı döneminde tüm halklar sınırlı da olsa kendi dillerini kullanabilmekteydiler
. O dönemde Kürtlerin yaşadıkları coğrafya zaten Kürdistan diye anılmaktaydı.
Fakat cumhuriyetin kuruluşuyla beraber tüm farklı kültürler, diller ve halklar yok sayılmaya başlandı ve bu topraklar üzerinde yaşayan herkes inkar edilerek, Müslüman olmayanlar sürülürken, Müslüman topluluklar Türk sayıldı.
Şiddetli bir asimilasyon politikası hayata geçirildi ve 90 yıla yakın bir süredir ciddi asimilasyona maruz bırakılan Kürtçenin, gelişimi engellendi.
Mart 1924’te çıkarılan Tevhidi Tedrisat Kanunu ile eğitim ve öğretim tek tipleştirilmiş; bununla da yetinilmeyip 1925’te çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu ve İskân Kanunlarıyla Kürt eğitim kurumlarında eğitim verenler ve yetişenler sürgüne gönderilmiş, kurumsal yapılar tahrip edilmiştir.
Kütüphanelerde Kürt ismi geçen yayınlara bile tahammül edilmemiş ve yok edilmişlerdir.
Kürt diline en büyük hizmeti, Cegerxwin,Ehmedê xani,Osman Sabri, Qadrican, Nurerddin Zaza ile birlikte Mir Celadet Ali Bedirxan sunmuştur.
15 Mayıs 1932 tarihinde sürgün yaşayan seçkin Kürt aydın Mir Celadet Ali Bedirxan, Şam’da Hawar adında Kürtçe edebiyat dergisini yayınlamaya başlar.
Toplamda 57 sayı çıkarılan dergi 1943 yılına kadar yayın hayatını sürdürür.
Derginin ilk 23 sayısı hem Latin hem de Arap alfabesiyle basılır ve 24. sayıdan itibaren dergi sadece Latin alfabesiyle yayınlanır
. Latin karakterli Kürt alfabesini halkına 1932 yılında kazandıran büyük Kürt dilbilimci Mir Celadet Bedirxan’ın emeklerinin anısına 2006 yılından bu yana Kürt Dil Kurumları ve ilgili STK’ler her 15 Mayıs’ı Kürt Dil Bayramı olarak çeşitli etkinlikler ile kutlamaktadırlar.
On yıllardır dil, kültür, kimlik ve örgütlenme hakları ellerinden alınan bu halk, insani ve doğuştan gelen bu hakları için mücadele vermektedir.
Bu hakların kullanımı ancak kurumsal yapıların teşekkülü ile mümkündür. Halkın özgürlüğü diliyle mümkün .Herkesin dil bayramını tebrik ediyorum.
Manisa Soma’dan yerin en derinliklerinden gelen acı bir haberle sarsıldık.
Türkiye iş kazalarına çokça tanık olan bir ülke ancak Soma’da yaşananlar iş kazası kelimesi ile tanımlanamayacak kadar büyük bir felaket.
Bu hepimizin acısıdır, hepimizin üzüntüsüdür. Soma’da yaşanan bu trajedi bu büyük kayıp hepimizin yüreğini dağladı.
Yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına, tüm Türkiye halkına ve Türkiye iş sınıfına baş sağlığı diliyor, yaralı olarak kurtulanlara da acil şifa diliyorum..
Zenginler daha çok kazansın da kim ölürse ölsün diyen anlayışa da isyan ediyorum saygılarımla..!
